Bakara
(19) Yahut bunların durumu karanlıklar, gürleme ve şimşekler içinde gökten boşanan bir yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. ALLAH kafirleri kuşatmıştır.
Bakara
(24) Fakat yapamazsınız -ki hiç bir zaman yapamayacaksınız- o halde kafirler için hazırlanın -çırası insanlarla taşlar olan- o ateşten sakının!
Bakara
(26) ALLAH bir sivrisineği, hatta üstündekini örnek vermekten sıkılmaz. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. kafirler ise: "ALLAH böyle bir örnek ile ne demek istemiş?" derler. Evet! ALLAH onunla bir çoğunu da şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla ancak fasıkları şaşırtır
Bakara
(88) "Bizim kalplerimiz kılıflıdır" dediler. Öyle değil! ALLAH onları kafirlikleri sebebiyle lanetledi; onun için çok az imana gelirler.
Bakara
(89) Yanlarındakini (Tevrat'ı) tasdik etmek üzere onlara ALLAH tarafından bir kitap (Kur'an) gelince; önceden inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular onu inkar ettiler. Artık ALLAH'ın laneti kafirlerin boynuna olsun!
Bakara
(90) Ne kadar çirkindir o (karşılığında) kendilerini sattıkları şey ki; ALLAH'ın kullarından dilediğine kendi lütfundan vahiy indirmesini çekemeyerek, ALLAH ne indirdiyse hepsini inkar ettiler. Bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Ve o kafirler için aşağılayan bir azap vardır.
Bakara
(98) Her kim ALLAH'a, ALLAH'ın meleklerine, Peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olursa, bilsin ki, ALLAH kafirlerin düşmanıdır.
Bakara
(102) Tuttular Süleyman'ın mülküne dair şeytanlarınuydurup izledikleri şeylerin ardına düştüler. Oysa, Süleyman kafir olmadı, ama o şeytanlar kafir oldular; İnsanlara büyücülük ve Babil'de Harut, Marut adında iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi: "Biz ancak bir imtihan için gönderildik, sakın sihir yapıp kafir olma!" demedikçe bir kimseye büyü öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı-koca arasını ayıran şeyler öğreniyorlardı. Fakat ALLAH'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek ve faydası olmayacak bir şey öğreniyorlardı. andolsun ki, onu her kim satın alırsa, onun ahirette bir nasibi olmadığını da çok iyi biliyorlardı. Keşke kendilerini ne kötü şey karşılığında sattıklarını bilselerdi!
Bakara
(104) Ey iman edenler, "Raina =bizi gözet" demeyin, "Unzurna =bize bak" deyin ve duyun ki, kafirler için pek elem veren bir azap vardır.
Bakara
(105) Ne kitap ehlinden, ne de müşriklerden olan kafirler size Rabbinizden bir hayır indirilmesini ister. ALLAH ise rahmetini dilediğine bahşeder ve ALLAH çok büyük lütuf sahibidir
Bakara
(109) Kitap ehlinden bir çoğu arzu etmektedir ki, hak kendilerine gün gibi aşikar olduktan sonra sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan ötürü, sizi iman ettikten sonra çevirip kafir etsinler. Şimdilik siz, ALLAH emrini verinceye kadar af ve hoşgörüyle davranın. Şüphesiz ki, ALLAH her şeye gücü yetendir.
Bakara
(161) Ancak, ayetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüş olanlar işte, ALLAH'ın laneti, meleklerin laneti, insanların laneti hep onların üstüne olsun.
Bakara
(171) O kafirlerin durumu, sadece bir çağırma ve bağırmadan başkasını duymaz bir kulakla haykıranın durumuna benzer. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.
Bakara
(191) Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Yalnız Mescid-i Haram'ın yanında, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın! Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. kafirlerin cezası böyledir.
Bakara
(217) Sana haram ay ve onda savaşma hakkında soru yöneltiyorlar. De ki: "Onda savaş, büyük bir günahtır. ALLAH yolundan engellemek, O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'a gidişi engellemek ve halkını oradan çıkarmak ise, ALLAH katında daha büyük bir günahtır. Fitne ise, adam öldürmekten daha büyük bir kötülüktür. Onlar güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşı sürdürürler, sizden her kim de dininden döner ve kafir olarak ölürse, bunların yaptığı bütün iyi işler dünya ve ahirette boşa gitmiştir ve artık onlar cehennemliktirler, hep orada sonsuza kadar kalacaklardır.
Bakara
(250) Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: "Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluğuna karşı zafere ulaştır."
Bakara
(254) Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. kafirler ise hep o zalimlerdir.
Bakara
(286) ALLAH, kimseye gücünün ötesinde bir teklifte bulunmaz. Herkesin kazandığı yararına, yüklendiği günahı zararınadır. Ey Rabbimiz, eğer unutarak veya yanılarak yaptıksa, bizi sorgulama! Ey Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi, ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz bize gücümüzün yetmediğini yükletme, günahlarımızı affet, bizleri bağışla ve bize acı! Sensin mevlamız! Bizi, Seni tanımayanlara karşı yardımınla zafere eriştir, kahrolsun kafirler
Ali İmran
(13) Şüphesiz çarpışan iki topluluğun durumunda size bir ibret vardı. Bir topluluk ALLAH yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafirdi ve onları göz göre göre kendilerinin iki katı görüyorlardı. ALLAH da yardımıyla dilediğini kuvvetlendiriyordu. Elbette gören göze sahip olanlara bunda şüphesiz bir ders vardır.
Ali İmran
(28) İnananlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Her kim bunu yaparsa, ALLAH'tan ilişiği kesilmiş olur. Ancak onlardan bir korunma yapmanız başka. ALLAH, sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor. Sonuçta gidiş ALLAH'adır.
Ali İmran
(32) De ki: ALLAH'a ve Peygamber(sas)e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki ALLAH kafirleri sevmez.
Ali İmran
(100) Ey iman edenler, eğer o kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız, sizi inandıktan sonra döndürür kafir ederler.
Ali İmran
(131) O kafirler için hazırlanmış ateşten sakının!
Ali İmran
(141) Bir de ALLAH, inananları seçip kafirleri mahvedeceği için.
Ali İmran
(147) Onların: "Ey Rabbimiz günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla, savaş alanlarında ayaklarımızı iyi dire ve kafirlere karşı bizlere zafer ver!" demekten başka bir sözleri de yoktu.
Ali İmran
(149) Ey iman edenler, eğer kafirlere itaat edecek olursanız, sizleri tersine çevirirler de öyle bir inkılaba uğrarsınız ki, bütün hüsran içinde kalırsınız.
Ali İmran
(151) ALLAH'ın hiçbir delil indirmediği şeyleri, ona ortak koştukları için, o kafirlerin kalplerine korku düşüreceğiz. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne de kötüdür o zalimler yatağı!
Nisa
(18) Yoksa günahları yapıp yapıp da her birine ölüm gelince: "İşte ben, şimdi tevbe ettim." diyenlerin ve kafir olarak ölenlerin pişmanlığı fayda etmez. İşte onlara, elim bir azap hazırlamışızdır.
Nisa
(56) Ayetlerimizi tanımayan kafirleri, onları kuşkusuz, yarın bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirmek üzere başka deriler vereceğiz. Çünkü ALLAH, izzetinin sonu olmayan bir hikmet sahibidir.
Nisa
(101) Yolculuk ettiğinizde o küfredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah olmaz. Gerçekten kafirler sizin açık düşmanlarınızdır.
Nisa
(102) Sen içlerinde olup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar, bunlar secdeye vardıklarında diğer kısım arkanızda beklesinler, sonra henüz namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunup silahlarını da yanlarına alsınlar. kafirler silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil bulunsanız da size ani bir baskında bulunsunlar diye arzu ederler. Eğer yağan yağmurdan bir güçlüğe uğrarsanız veya hasta olursanız, silahları bırakmanızda bir mahzur yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Çünkü ALLAH kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Nisa
(139) Onlar ki, müminleri bırakıp kafirleri dost ediniyorlar; onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Oysa izzet ve şeref, tamamıyla ALLAH'a aittir.
Nisa
(140) O, size kitab'ında şunu da indirmiştir: "ALLAH'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla eğlenildiğini işittiğiniz zaman başka bir konuşmaya dalmalarına kadar o heriflerin yanlarında oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz ki ALLAH, münafıklarla kafirleri, topunu birlikte cehennemde bir arada toplayacaktır.
Nisa
(141) Onlar ki, sizi gözetleyip duruyorlar; Eğer ALLAH tarafından size bir zafer ulaşırsa: "Beraber değil miydik?" diyecekler; Eğer kafirlere zaferden bir pay düşerse: "Biz sizden üstün gelmedik mi? Sizi müminlerden kurtarmadık mı?" diyecekler. ALLAH kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Ve hiçbir zaman kafirler için müminler aleyhine bir yol ve imkan verecek değildir.
Nisa
(144) Ey iman edenler, müminleri bırakıp da kafirleri başınıza geçirmeyin! Kendi aleyhinizde ALLAH'a açık bir saltanat vermek ister misiniz.
Nisa
(151) İşte onlar, gerçek kafirlerdir, Biz de kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır
Nisa
(161) Bir de kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları ve halkın mallarını halsızlıkla yemeleri sebebiyle. Onların kafir olarak kalanlarına acı bir azap hazırladık.
Maide
(3) Size şunlar haram kılındı: Ölü, kan, domuz eti, ALLAH'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yuvarlanmış, süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından yenmiş olup da henüz canlı iken kesmedikleriniz, dikili taşlar üzerinde boğazlananlar ve zararla kısmet paylaşmanız. Bunlar, birer yoldan çıkıştır. Bugün kafirler dininizi söndürebilmekten ümitlerini kestiler; onlardan korkmayın, yalnız benden korkun! İşte bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak müslümanlığa razı oldum. Her kim aşırı açlık durumunda çaresiz kalır da günaha eğilim maksadı olmaksızın, onlardan yemek zorunda olursa, elbette ALLAH, bağışlayandır, merhamet sahibidir.
Maide
(17) andolsun ki, "Meryem'im oğlu Mesih, ALLAH'tır." diyenler kafir olmuşlardır. De ki: "Eğer ALLAH, Meryem'in oğlu Mesih'i annesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini yok etmek isterse, ondan kim birşey kurtarabilir?" Bütün göklerin, yerin ve aralarındakilerin hükümranlığı ALLAH'ındır, dilediğini yaratır ve ALLAH herşeye gücü yetendir.
Maide
(44) Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini ALLAH'a teslim etmiş Peygamber(sas)ler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de ALLAH dostları ve ilim adamları da ALLAH'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim ALLAH'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir.
Maide
(54) Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse, duysun: ALLAH onların yerine, kendisinin sevdiği, onların da kendisini seveceği, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, ALLAH yolunda savaşan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte o, ALLAH'ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. ALLAH, ihsanı bol, herşeyi bilendir.
Maide
(57) Ey iman edenler, ne sizden önce kitap verilenlerden dininizi eğlenceye alıp oyuncak yerine koyanları ne de kafirleri dost tutmayın! ALLAH'tan korkun, eğer inananlar iseniz.
Maide
(61) Size geldiklerinde: "Biz inandık." derler. Oysa yanınıza kafir girmiş kafir çıkmışlardır. ALLAH ise onların neler sakladıklarını kendilerinden daha iyi bilir.
Maide
(67) Ey şanlı Peygamber, sana Rabbinden her indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. ALLAH seni insanlardan koruyacaktır. Emin ol, ALLAH, kafirleri muratlarına erdirmeyecektir.
Maide
(68) De ki: "Ey kitap verilenler, siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." andolsun ki, Rabbinden sana indirilen -bu Kur'an-, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. O halde kafirlere acıyacağın tutmasın!
Maide
(72) "Meryem oğlu Mesih ALLAH'tır." diyenler kesinlikle kafir oldular. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları, hepiniz benim de sizin de Rabbiniz olan ALLAH'a kulluk edin! Kim ALLAH'a ortak koşarsa, ALLAH ona cennetini yasak etmiştir, varacağı yer ateştir ve zulmedenlerin yardımcıları yoktur."
Maide
(73) "ALLAH, üçün üçüncüsüdür." Diyenler elbette kafir oldu. Oysa, bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Eğer bu dediklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir olarak kalanlara kesinlikle pek acı veren bir azap dokunacaktır.
Maide
(81) Eğer ALLAH'a, Peygamber(sas)e ve ona indirilene inansalardı, o kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu imandan uzak fasıklardır.
Maide
(102) Nitekim, böyle meseleleri sizden evvel bir topluluk sordu da sonra bu yüzden kafir oldular.
Bakara
(34) Ve o vakit meleklere: "Adem için secde edin!" dedik, derhal secde ettiler. Ancak İblis dayattı, kibrine yediremedi, zaten o kafirlerden idi.
Enam
(25) İçlerinden bazıları da seni Kur'an okurken dinlerler, fakat Biz, kalplerine onu zevkiyle anlamalarına engel kabuklar geçirmişizdir. Kulaklarında da bir ağırlık vardır. Bütün mucizeleri görseler de iman etmezler. Hatta sana geldiklerinde, seninle tartışmaya kalkışarak, o hak tanımaz kafirler: "Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir." derler.
Enam
(122) Ölü iken dirilttiğimiz, insanlar arasında yürümesini sağlayan bir aydınlık verdiğimiz kişi, içinden çıkamayacağı karanlıklarda kalan kişi gibi olur mu hiç? Fakat kafirlere yaptıkları işler öyle yaldızlı gösterilmektedir.
Enam
(130) Ey cin ve insan topluluğu, size ayetlerimizi anlatan ve bu gününüzün geleceğini haber veren Peygamber(sas)ler gelmedi mi?" Onlar: "Ey Rabbimiz, biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz." diyecekler. Dünya hayatı onları aldattı da kendi aleyhlerine kafir olduklarına şahitlik ettiler.
Araf
(37) Çünkü bir yalanı ALLAH'a iftira eden veya onun ayetlerine yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? Bunlara kitaptan nasipleri erişir ve sonunda kendilerine göndereceğimiz melekler gelip canlarını alırken: "Hani o, ALLAH'ı bırakıp da taptıklarınız nerede?" dediklerinde: "Onlar bizi bırakıp kayboldular!" derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde şahitlik ederler.
Araf
(45) Ki, ALLAH'ı yolundan alıkoyarlar ve onu eğip bükmek isterler ve onlar ahireti de inkar eden kafirlerdi."
Araf
(50) Cehennem sakinleri, cennet sakinlerine: "Lütfen suyunuzdan veya ALLAH'ın size rızık olarak verdiği nimetlerden biraz da bize dökün!" diye bağrışmaktadırlar. Onlar da: "Doğrusu ALLAH, bunları kafirlere haram etti." demektedirler.
Araf
(51) O kafirlere ki, oyunu ve eğlenceyi kendilerine din edindiler ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Nasıl ki, onlar bu günlerine kavuşacaklarını unutup ayetlerimizi inkar ettilerse Biz de bugün onları öyle unutacağız.
Araf
(90) Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: "Eğer Şuayb'a uyarsanız andolsun ki, o takdirde mutlaka zarara düşersiniz."
Araf
(93) Şuayb onlardan öteye döndü ve: "Ey kavmim, ALLAH biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size öğüt de verdim; şimdi kafir kavme nasıl acırım?" dedi.
Araf
(101) İşte o ülkeler -ki, sana bunların başlarına gelenlerden bazılarını naklediyoruz- andolsun ki, onlara Peygamber(sas)leri açık deliller ile geldiler. Daha önce inkar etmeyi adet edindikleri için, iman etmek istemediler. ALLAH kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler!
Enfal
(7) Ve o zaman ALLAH, size iki topluluktan birini va'd ediyordu ki, sizin olsun! Siz ise arzu ediyordunuz ki güçsüz olan sizin olsun! Oysa ALLAH sözleriyle gerçeği ortaya çıkarmak ve kafirlerin arkasını kesmek istiyordu.
Enfal
(12) O anda Rabbin meleklere şu vahyi veriyordu: "Ben sizinle beraberim. Haydi imanı sağlamlaştırın! kafirlerin yüreklerine dehşet bırakacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, vurun onların parmaklarına!"
Enfal
(14) İşte bunu gördünüz ya, şimdi onu tadın; kafirlere bir de cehennem azabı vardır!
Enfal
(15) Ey iman edenler! Toplu olarak kafirlerle karşılaştığınız zaman, artık onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın)!
Enfal
(18) Bunu gördünüz, bir de ALLAH'ın kafirlerin tuzağını zayıf düşürmesi var!
Enfal
(19) Fetih istiyorsanız (ey kafirler), işte size fetih; eğer vazgeçerseniz, hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer döner yine başlarsanız, Biz de başlarız. O vakit askerleriniz çok da olsa, size zerre kadar fayda vermez, çünkü ALLAH mü'minlerle beraberdir.
Enfal
(30) Hani bir zaman da o kafirler, seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri ya da sürüp çıkarmaları için, sana tuzak kuruyorlardı; onlar tuzak kurarlarken ALLAH da karşılığını kuruyordu. Öyle ya ALLAH tuzakların hayırlısını kurar.
Enfal
(50) Bir de meleklerin, kafirlerin canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vura vura: "Tadın bakalım yangın azabını!" dediklerini görmeliydin!
Tevbe
(2) Bundan böyle yeryüzünde dört ay istediğiniz gibi dolaşın; şunu da bilin ki, siz ALLAH'ı aciz bırakacak değilsiniz ve ALLAH, herhalde kafirleri rezil edecek!
Tevbe
(26) Sonra ALLAH, Peygamber(sas)inin ve mü'minlerin üzerine kalplere sükunet veren rahmetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirip kendisini tanımayanları azaba uğrattı. İşte kafirlerin cezası budur.
Tevbe
(32) ALLAH'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar; ALLAH ise, kafirleri hoşlanmasalar da, yalnızca kendi nurunu tamamlamaktan başkasına razı olmuyor.
Tevbe
(37) O nesi denilen sıvış adeti (haram ayları geciktirmek) ancak küfürde ileri gitmektir ki, bununla kafirler şaşırtılır; ALLAH'ın haram kıldığının sayısına uydurup da ALLAH'ın yasakladığını helal kılmak için onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar. Bu şekilde onların kötü işleri kendilerine süslenip güzel gösterildi. ALLAH ise, kafirlerden ibaret bir topluluğu doğru yola erdirmez.
Tevbe
(49) İçlerinden: "Aman bize izin ver, başımı derde sokma!" diyen de var. Bilmiş ol ki, asıl kendileri derde düştüler ve kesinlikle cehennem kafirleri kaplayacaktır.
Tevbe
(55) Sakın onların malları da çocukları da seni imrendirmesin! ALLAH yalnızca dünya hayatında onlara bunlarla azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.
Tevbe
(68) ALLAH, münafıkların erkeklerine, kadınlarına ve bütün kafirlere sonsuza dek olmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. ALLAH, onları rahmet alanından uzaklaştırdı. Onlara sürekli bir azap vardır.
Tevbe
(73) Ey şanlı Peygamber(sas), kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara karşı kalın (sert) ol! Onların varacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir orası!
Tevbe
(74) ALLAH'a, söylemediklerine dair yemin ediyorlar. andolsun ki, o küfür sözünü söylediler, müslüman olduktan sonra yine kafirlik ettiler ve başaramadıkları cinayeti kurdular. Oysa öç almaya kalkmaları için kendilerini ALLAH'ın Peygamber(sas)iyle, ilahı lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep de yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur, şayet yan çizerlerse ALLAH onları dünyada ve ahirette acı bir azaba uğratır; onların yeryüzünde ne bir kayırıcısı ne de bir yardımcısı bulunur.
Tevbe
(84) Ve içlerinden ölen birinin asla namazını kılma ve kabri başında da durma; çünkü onlar ALLAH'ı ve Resulünü tanımadılar ve kafir olarak can verdiler.
Tevbe
(85) Onların ne malları, ne de evlatları senin gözüne batmasın. ALLAH onlara dünyada ancak bununla azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor, başka birşey değil!
Tevbe
(90) Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. ALLAH ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap değecek.
Tevbe
(107) Bir de inadına zarar vermek, kafirlik etmek, mü'minlerin arasına tefrika sokmak ve daha önce ALLAH ve Peygamber(sas)ine karşı savaş açan bir herife pusu, gözcülük yapıvermek için tuttular bir mescit yaptılar. Bununla beraber, "İyi niyetten başka bir maksadımız yoktur!" diye yemin edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına ALLAH şahittir.
Tevbe
(120) Ne Medine halkının ne de etrafındaki bedevilerin Resulullah'tan geride kalmaları ve kendilerini tercih edip ondan yüz çevirmeleri yakışmaz. Çünkü onların ALLAH yolunda çektikleri hiçbir susuzluk, hiçbir çalık ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşman karşısında elde ettikleri hiçbir başarı yoktur ki, karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Çünkü ALLAH iyilerin mükafatını zayi etmez.
Tevbe
(123) Ey iman edenler, kafirlerden yakınınızda olanlarla çarpışın ki, onlar sizde kalın =çetin bir kuvvet olduğunu görsünler; bilin ki, ALLAH kötülüklerden sakınanlarla beraberdir!
Tevbe
(125) Kalplerinde bir hastalık olanlara gelince, onların da küfürlerine küfür katmıştır ve kafir olarak ölüp gitmişlerdir.
Yunus
(2) İnsanlar için, içlerinden bir ere: "Bütün insanları uyar ve iman edenleri müjdele; kendileri için Rablerinin katında yüce bir mertebe var!" diye vahyedişimiz hiç duyulmadık şaşılacak birşey mi oldu ki, kafirler: "Kesinlikle bu bir sihirbazdır!" dediler.
Yunus
(86) Ve rahmetinle bizi o kafir kavimden kurtar!" dediler.
Hud
(42) Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu ve Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: " Ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi.
Yusuf
(87) Ey oğullarım, haydi gidiniz de Yusuf ile kardeşini bulmak için araştırınız; ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü ALLAH'ın rahmetinden ümidin! kesen ancak kafirler güruhudur."
Rad
(14) Gerçek dua ancak O'nadır; O'ndan başka yalvarıp durdukları ise, onlara hiçbir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimseye benzer ki, su ona gelmez. kafirlerin duası hep bir sapıklık içindedir.
Rad
(31) Kendisiyle dağların yürütüldüğü veya yerin parçalandığı yahut kendisiyle ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı... Fakat bütün emir ALLAH'ındır! İman edenler, kafirlerden ümidi kesip daha anlamadılar mı ki, ALLAH dileseydi elbette insanlara hep birden hidayet buyururdu; o küfredenler, onların kendi sanatları yüzünden başlarına musibet inip duracak ya da yurtlarının yakınma konacak. Nihayet ALLAH'ın va'di gelecek! Şüphesiz ki ALLAH va'dinden şaşırmaz!
Rad
(35) Takva sahiplerine va'dolunan cennetin mİsali şöyledir Altından ırmaklar akar, yemişleri devamlıdır, gölgesi de... İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. kafirlerin sonu ise ateştir.
Rad
(42) Evet onlardan öncekiler de hile yaptılar, fakat sonuçta bütün hile ALLAH'ındır. Herkesin ne kazandığını O bilir! Yarına bu dünyanın akibetinin kime ait olduğunu kafirler de bilecekleri
İbrahim
(2) O ALLAH' in (yoluna) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur; şiddetli bir azaptan dolayı vay kafirlerin haline!
Hicr
(88) Sakın, o kafirlerden bir takımlarını zevkyab ettiğimiz şeylere göz atma, onlara karşı üzülme ve müminlere kanadım indir.
Nahl
(27) Sonra kıyamet gününde ALLAH, onları rezil edecek ve:"Hani, nerede o, kendileri uğrunda ayrılık çıkarıp düşman kesildiğiniz ortaklarım? diyecek. Kendilerine ilim verilmiş olanlar:"Gerçekten bugün rüsvaylık ve zillet kafirleredir." derler.
Nahl
(33) O kafirler, sadece kendilerine meleklerin gelmesin! veya Rabbinin emrinin gelmesini beklerler, onlardan öncekiler de böyle yaptılar. ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Nahl
(83) ALLAH'ın nimetini tanırlar, sonra da onu inkar ederler. Çoğu kafir kimselerdir.
Nahl
(107) Bunun sebebi, onların dünya hayatım sevip onu ahirete tercih etmiş olmalarıdır; ALLAH da kafirler güruhunu doğru yola çıkarmaz.
Isra
(

Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer dönerseniz Biz de döneriz. Öyle ya, Biz cehennemi kafirlere zindan yapmışız!
Kehf
(100) Ve o gün cehennemi kafirlere öyle bir gösteriş göstermişizdir ki...
Kehf
(102) Yoksa o kafirler, Beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi o kafirlere bir konukluk hazırladık.
Meryem
(37) Sonra gruplar kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık büyük bir günün görülecek dehşetinden vay kafirlerin haline!
Meryem
(83) Görmedin mi, Biz şeytanları o kafirlerin üzerine salmışız; onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar.
Hac
(44) Medyen halkı da. Musa da yalanlandı. Ben de o kafirlere bir süre verdim, sonradan kendilerini tuttum alıverdim. O vakit cezalandırışım nasıl oldu (bir görseydin).
Hac
(72) Kendilerine karşı ayetlerimiz birer delil olarak size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş! ALLAH onu inkar edenlere va'detti. O ne kötü akibettir! okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın; hemen hemen karşılarında ayetlerimizi okuyanlara karşı saldırıverecek gibi olurlar. De ki: "Şimdi
Muminun
(117) Her kim ALLAH ile birlikte başka bir Allah olduğunu iddia ederse, onun bu hususta hiçbir delili yoktur ve onun hesabı Rabbinin katında görülecektir ancak! Gerçek şu ki, kafirler kurtuluşa eremezler!
Furkan
(26) hükümranlık o gün, elbette Rahman'ındır; kafirler için ise çok zorluklu bir gün olur.
Furkan
(52) Madem ki, yalnız seni gönderdik. O halde kafirlere uyma ve bununla (Kur'an ile) onlara cihad et, büyük cihad!
Furkan
(55) Böyle iken onlar ALLAH'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyecek şeylere tapıyorlar; kafir ise Rabbine karşı uğraşıp duruyor.
Suara
(19) -hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!"
Kasas
(82) Dün onun yerinde olmayı temenni edenler de bu sabah şöyle diyorlardı: "Vay be, demek ki, ALLAH, nimetini kullarından dilediğine seriyor ve kısıyor. Eğer ALLAH bize lutufta bulunmasaydı, bizi de batırmıştı. Ay, demek ki, gerçekten kafirler felah bulmayacaklar!"
Kasas
(86) Sen, sana kitap indirileceğini ümit etmiyordun; fakat Rabbinden bir rahmettir o. O halde sakın kafirlere arka çıkma!
Ankebut
(47) İşte sana (öncekileri tasdik eden) böyle bir kitap indirdik. O'nun için kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim ayetlerimizi ancak kafirler inkar eder.
Ankebut
(54) Senden acele azap istiyorlar, oysa cehennem kafirleri kuşatıp duruyor.
Ankebut
(68) ALLAH'a karşı yalan uyduran yahut gerçek kendisine gelince yalan diyen kimseden daha zalim kim olabilir? kafirlerin yeri sadece cehennem değil midir?
Rum
(45) Çünkü iman edip de iyi iyi işler yapanlara lütfundan mükafat verecektir. Çünkü O, kafirleri sevmez.
Secde
(10) Bir de: "A! Yeryüzünde kaybolup gittikten sonra mı, gerçekten biz mi muhakkak yeni bir yaratılışta olacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı inkar eden kafirlerdir.
Ahzab
(1) Ey Peygamber(sas), ALLAH'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak ki, ALLAH bilendir, hikmet sahibidir.
Ahzab
(

(Bunu) doğrulara doğruluklarından sorması için (yaptı). kafirler için ise acı bir azap hazırladık.
Ahzab
(25) Hem ALLAH o kafirleri elleri hiçbir hayra ermeksizin öfkeleriyle defetti. Ve bu şekilde ALLAH müminlere savaş hakkında yetiverdi. ALLAH çok güçlüdür, üstündür.
Ahzab
(64) Şu muhakkak ki, ALLAH kafirleri lanetlemiş ve onlara bir çılgın ateş hazırlanmıştır.
Fatir
(39) Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. O halde kim inkar öderse inkarı kendi aleyhinedir. kafirlere inkarları, Rableri katında gazaptan başka birşey artırmaz. kafirlere inkarları, zarardan başka birşey artırmaz.
Yasin
(47) Onlara: "ALLAH'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" denildiği zaman, o kafirler, iman edenler için şöyle dediler: "ALLAH'ın, dileseydi yiyecek verebileceği kimseyi biz hiç yedirir miyiz, siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?"
Sad
(4) İçlerinden kendilerine uyarıcı bir Peygamber(sas) geldiğine şaştılar da kafirler: "Bu bir sihirbaz, yaman bir yalancı" dediler.
Sad
(74) Yalnız iblis kibirlenmek istedi ve kafirlerden oldu.
Zümer
(32) ALLAH'a karşı yalan söyleyen ve doğruyu da kendisine geldiği vakit yalanlayan kimseden daha zalim (haksız) kim olabilir? kafirlerin yeri cehennemde değil midir?
Zümer
(59) (Ona): "Hayır, sana ayetlerim geldi de onlara yalan dedin, kibirlenmek istedin ve kafirlerden oldun!" denir.
Zümer
(71) Kafirler, bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet ona vardıklarında kapıları açılacak ve bekçileri onlara:" içinizden size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve sizi bugününüzle karşılaşacağınıza dair korkutan Peygamber(sas)ler gelmedi mi?" diye soracaklar, onlar da cevap vereceklerdir "Evet geldi." Fakat azap kelimesi kafirlerin üzerine hak oldu.
Mumin
(4) ALLAH'ın ayetleri hakkında yalnızca nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların memleketler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın!
Mumin
(6) Ve işte o nankörlük eden kafirlere, Rabbinin onların nara (cehennemde) yanacaklarına dair sözü öyle gerçekleşti.
Mumin
(14) O halde sizler, dini kendisi için halis kılarak (dininde samimi olarak) hep ALLAH'a ibadet edin; isterse kafirler hoşlanmasınlar.
Mumin
(25) Bunun üzerine kendilerine taraf muzdan gerçeği getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın!" dediler. kafirlerin düzeni (tuzağı) hep dalal (sapkınlık) içindedir.
Mumin
(50) Bekçiler: "Ya size Peygamber(sas)leriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı ki?" derler. Onlar: " Evet." derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin." derler. kafirlerin duası ise hep çıkmazdadır.
Mumin
(74) ALLAH'tan başkaları?" Diyecekler ki: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan Önce bir şeye ibadet etmiyormuşuz!" İşte ALLAH kafirleri böyle şaşkınlaştırır.
Mumin
(85) Dediler ama, hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. ALLAH'ın kulları hakkındaki süregelen kanunu (bu), işte hüsrana bu noktada düştü kafirler!
Sura
(26) İman edip iyi amel yapanların duasını kabul buyurur, lütfundan onlara fazlasını da verir, kafirlere gelince, onlara şiddetli bir azap vardır.
Duhan
(34) Fakat şu (beriki) kafirler diyorlar ki:
Muhammed
(10) Ya onlar yeryüzünde bir gezmediler mi? Baksalar ya, kendilerinden öncekilerin sonları ne olmuş? ALLAH yerle bir eylemiş onları, zaten o kafirlere de öylesi yaraşır.
Muhammed
(11) Öyledir, çünkü ALLAH iman edenlerin yardımcısıdır, kafirler için ise yardımcı yoktur.
Muhammed
(34) Haberiniz olsun ki, inkar edip ALLAH yolundan sapan sonra da kafir oldukları halde ölenleri ALLAH hiç bir zaman bağışlamayacaktır.
Fetih
(13) Herkim ALLAH'a ve Peygamber(sas)ine inanmazsa, bilsin ki, Biz kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.
Fetih
(29) Muhammed, ALLAH'ın Peygamber(sas)idir. Onun beraberindekiler ise, kafirlere karşı çok çetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler. Onları cemaatle rükü ve secde ederek, ALLAH'ın lütfunu ve hoşnutluğunu dilerken görürsün. Nişanları yüzlerindedir secde eserinden. Bu onların Tevrat'taki misalleri, İncil'deki misalleri ise, kendileriyle kafirleri öfkelendirmesi için, filizini çıkarmış, onu güçlendirmiş sonra kalınlaşıp sapı üzerine dimdik doğrulmuş, çiftçilerin hoşuna giden bir ekin gibidir.Onlardan iman edip de iyi iyi işler yapanlara ALLAH hem bir bağışlama vaad buyurdu, hem de büyük bir mükafat.
Kaf
(2) Doğrusu kendilerine içlerinden korkutucu bir Peygamber(sas) geldiğine şaştılar da kafirler dediler ki: "Bu şaşılacak şey!
Kaf
(25) Hayra engel, haşarı, şüpheci kafiri!
Kamer
(

Çağırana koşarak, kafirler: "Bu çok çetin bir gündür!" derler.
Kamer
(43) Sizin kafirleriniz onlardan hayırlı mı? Yoksa (önceki) kitaplarda sizin için bir beraat (kararı) mı var?
Mücadele
(4) Ona gücü yetmeyen de karısıyla ilişki de bulunmadan önce iki ay sırasıyla oruç tutsun; ona da gücü yetmeyen altmış yoksul doyursun! Bunlar, ALLAH'a ve Peygamber(sas)ine inanasınız diyedir ve bunlar ALLAH'ın çizdiği sınırlardır. kafirler için ise acı bir azap vardır.
Mücadele
(5) Muhakkak ki, ALLAH ve Peygamber(sas)ine had yarışın (onlann koyduğu sınırlardan başka sınırlar koymaya) kalkanlar, tıpkı kendilerinden öncekilerin çarpıldıkları gibi (helaka) çarpılırlar; oysa Biz açık açık ayetler de indirmiştik. kafirlere ise alçaltıcı bir azap vardır.
Mümtahine
(2) Eğer onlar sizi yenip de ele geçirirseler, hepinize düşman kesilirler, sizlere ellerini ve dillerini kötülükle uzatır, hepinizin kafir olmasını isterler.
Mümtahine
(10) Ey iman edenler, mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde kendilerini imtihan edin! İmanlarını ALLAH bilir. Eğer siz onların inanan kadınlar olduklarını öğrenirseniz, artık onları kafirlere iade etmeyin! İnanan kadınlar, kafirlere helal değildir, kafirler de mümin kadınlara helal olmazlar. Ancak kafirlerin harcadıkları mehri onlara (geri) verin! kendilerine mehirlerini verdiğimiz takdirde o inanan kadınlarla evlenmenizde de size bir günah yoktur. kafir kadınların da ismetlerine yapışmayın (onları nikahınızda tutmayın) ve harcadığınızı isteyin; kafirlerde harcadıklarını istesinler. Bunlar, size ALLAH'ın hükmüdür. Aranızda O hükmediyor. ALLAH, bjlendir, hikmet sahibidir.
Mümtahine
(11) Eğer karılarınızdan biri kafirlere kaçar, siz de onlardan bunun acısını çıkarırsanız, karıları gitmiş olanlara harcadıkları kadarını ganimetten veriniz ve iman etmiş olduğunuz ALLAH'tan korkunuz!
Mümtahine
(13) Ey iman edenler, ALLAH'ın kendilerine gazap etmiş olduğu ve kabirlerdeki kafirlerin ümidini kestiği gibi ahiretten ümidini kesmiş olan bir topluluğu dost tanımayın!
Saf
(

Onlar, ALLAH'ın nurunu ağızyarıyla söndürmek istiyorlar. ALLAH ise nurunu tamamlayacaktır, isterse kafirler hoşlanmasınlar!
Tegabun
(2) O'dur sizi yaratan, öyle iken kiminiz mümin kiminiz de kafirdir. ALLAH ise ne yaparsanız görür.
Mülk
(20) Ya da kim oluyor sizin Rahman'dan başka (yardım beklediğiniz) şu ordularınız ki, sizi kurtarsın? kafirler ancak bir aldanış içindedirler.
Mülk
(28) De ki: "Gördünüz mü, ALLAH beni ve beraberimdekileri yok etse ya da bize merhamet buyursa, iki takdirde de kafirleri elem verici azaptan kurtaracak kimdir?"
Hakka
(50) Ve kesinlikte o, kafirler için bir hasret (vahlanma) vesilesidir.
Müddessir
(31) Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar için bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanç edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, müminler şüphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: "ALLAH bununla mesela ne demek istiyor?" desin, işte böyle ALLAH, dilediğini şaşırtır, dilediğine de yola getirir. Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak düşünmek için insanlara bir öğüttür.
İnsan
(3) Muhakkak Biz ona (doğru) yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör kafir!
İnsan
(4) Çünkü Biz, kafirler için zincirler tomruklar, bir de çılgın ateş hazırladık!
Nebe
(40) Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise: "Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!" diyecektir.
Abese
(42) İşte onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmış günahkarlar).
Mutaffifin
(34) İşte bugün de inananlar, kafirlere gülecekler.
Mutaffifin
(35) Koltuklar üzerinde bakacaklar (kendileriyle eğlenen kafirlerin cehenneme nasıl yaslandıklarını seyredecekler).
Mutaffifin
(36) Nasıl, kafirler ettiklerinin cezasını buldular mı?
Tarik
(17) Onun için o kafirlere mühlet ver, biraz daha süre tanı onlara!
Kafirun
(1) De ki: "Ey kafirler,