|
AhMeD34
|
 |
« : 23 Nisan 2010, 09:52:33 » |
|
İşte bu noktada 3. nesle mensup 4 Hak mezhep imamı ve mektepleri selefe uymanın menhecini 3.nesil olarak yapılandırıp mührü vurmuşlar. Allah onlardan razı olsun ve her birimize bu güvenilir kalelerden mekteplerden birinin hakkını veren talebesi olmayı nasip etsin. SELEF...-İ SALİHİN AKİDESİ “Yaş ve fazilet itibariyle kişiden daha ileri mertebede bulunan, ondan önce gelip geçmiş ataları ve akrabaları demektir.İşte bundan dolayı tabiîlerin ilk nesline de Selef-i Salih adı verilmiştir.” Selef ''öncekiler,geçmişte yaşamış insanlar'' ...demektir. ''Selef'' için ''Salihin'' sıfatı yakıştırılır alimler tarıfından. Selef-i Salihin Rıdvanullahi Teala aleyhim ecmain (Salih olan önceki insanlar,Allah onlardan razı olsun) şeklinde sözedilir peki önceki müslümanlar derken kimler kast edilir acaba...? ''Selef'' kelimesi ilk üç kuşak için kullanılır 1-) Sahabe 2-) Sahebeyi görenler 3-) Sahabeyi görenleri görenler Aynı zamanda bu üç zümreye ''Selefi Mutekaddimin'' (Önceki Selefiler) denmektedir. Gerek kelam ilmini gerekse itikadi mezhepler konusunu ele alan kitaplar,Selef'ten yani önceki nesillerden söz ederken bu üç zümreyi kast ederler. Alimler onlardan ''Salihin'' diye sözetmişlerdir zira H.z Muhammed (S.a.v) ''En hayırlı nesil benim dönemimde yaşayanlardır. Sonra onları izleyenler, sonra onların ardından gelenlerdir.'' buyurmaktadır. Her müslüman onlara mensub olmaktan iftihar eder. İtikad alimleri tarafından 'Selef' lafzı mutlak olarak kullanıldığı takdirde ashab yahut ashab ve tabiîn yahut ashab, tabiîn ve onlara uyan, imamlıkları, faziletleri, sünnete uyuşları, bu husutaki önderlikleri, bid’atten sakınmak ve ondan çekinmek özellikleri kabul edilmiş önder imamlar arasından onlara uyan ile imam oldukları dindeki durumlarının önemi hususunda da ümmetin ittfak ettiği kimseler kastedilir. Bundan dolayı ilk nesle ‘Selef-i Salih’ denilmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Kim kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamber(sas)e karşı gelir, mü'minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü o yolda bırakır ve cehenneme atarız. O ne kötü bir dönüş yeridir!" (En-Nisa, 4/115) Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "İleriye geçen muhacir ve ensar ile onlara güzellikle uyanlardan Allah razı olmuştur. Onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. Bunlar için orada ebediyyen kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu en büyük kurtuluştur." (Et-Tevbe, 9/100) Peygamber -sallALLAHu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlısı benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra da onlardan sonra gelenler.” (Buharî ve Müslim) Resulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem- ile ashab’ı ve onlara güzel bir şekilde uyanlar bu ümmetin selefidirler. Resulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem-’ın ashabının ve onlara güzel bir şekilde uyanların davet ettiği şeyin benzirine davet eden herkes de selef’in yolu üzerindedir. Bu konuda bir zaman sınırlamasına gitmek şart değildir. Aksine şart, akide, ahkâm ve yaşayış itibariyle kitab ve sünnete selef’in anlayışı ile uygunluktur. Kitab ve sünnete uygun düşen herkes selef’e tabi olan kimselerdendir. İsterse zaman ve mekân itibariyle kişi ile onlar arasında bir uzaklık bulunsun. Onlara muhalefet eden ise onlar arasında yaşamış olsa dahi onlardan değildir. Selef-i salih’in önderi Resulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem-’dır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Muhammed Allah'ın Rasulüdür. Onunla birlikte olanlar kafirlere karşı sert ve katı, kendi aralarında merhametlidirler. Sen onları rüku ediciler ve secde ediciler, Allah'tan bir lütüf ve rıza isteyenler olarak görürsün. Secde izinden nişanları yüzlerindedir." (El-Feth, 48/29) Rasulullah -sallALLAHu aleyhi ve sellem-’ın hakkında şöyle buyurduğu,Faziletli kılınan ilk nesiller arasında onların peşinden gelenler gelir: "İnsanların en hayırlısı benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenler." (Buharî ve Müslim) Bundan dolayı ashaba ve tabiîne uymak başkalarına göre daha uygundur. Buna sebep ise imanlarındaki sadakatleri, ibadetlerindeki ihlaslarıdır. Onlar akidenin koruyucuları, şeriatın bekçileridir. Gereğince söz ve davranışlarıyla amel edenlerdir. Bundan dolayı yüce Allah dinini yaymak, Peygamberinin sünnetini tebliğ etmek için onları seçmiştir. Peygamber -sallALLAHu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Hepsi ateşdedir, bir tanesi müstesna." O kimlerdir, ey Allah'ın Rasulü? diye sordular. O da: "Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yol üzere olanlardır." diye buyurdu.(El-Elbani, Sahih-u Süneni't-Tirmizi.)
|